AVRUPADAN Youtube Video
İsviçre’de elektrik alarmı
İsviçre’de kış aylarında elektrik açığı riski büyüyor. Bu yüzden 2017’de getirilen yeni nükleer santral yasağının kaldırılması yeniden tartışılıyor.
İsviçre’de elektrik arzı yeniden büyük bir siyasi tartışmanın merkezine oturdu. Federal Konsey, 2017’de halk oylamasıyla kabul edilen yeni nükleer santral yapım yasağını kaldırmak istiyor. Gerekçe ise özellikle kış aylarında ortaya çıkabileceği söylenen elektrik açığı. Mevcut tablo, ülkenin soğuk dönemde dışarıdan elektriğe bağımlı kaldığını gösteriyor. Yazın ihracat yapan sistem, sonbaharın sonundan itibaren ithalata dönüyor.
Kış ayları için açık uyarısı
Haberde aktarılan verilere göre İsviçre, bugün bile kış sonunda güneş ve hidroelektrik üretimi düşünce elektrik ithal etmek zorunda kalıyor. Axpo ile ETH’nin hazırladığı bir hesaplama aracı da mevcut gidişat sürerse 2045’ten itibaren kış aylarında elektrik açığı oluşabileceği uyarısında bulunuyor. Kişi başına tüketim teknolojik verimlilik sayesinde biraz düşse bile, elektrikli araçlar, ısı pompaları ve yapay zekâ veri merkezleri nedeniyle toplam talebin 2050’ye kadar yüzde 25 ila yüzde 40 artabileceği belirtiliyor.
Nükleer santraller devreden çıkıyor
Tartışmayı büyüten ana nedenlerden biri de mevcut nükleer santrallerin ömrünü doldurması. Beznau 1 ve 2’nin 2033’e kadar kapanması bekleniyor. Bu durumda yaklaşık 6 teravatsaatlik üretim kaybı oluşacak. Bu miktar, bugünkü toplam üretimin yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor. 2045’e kadar tüm mevcut nükleer santrallerin kapanması öngörülüyor. Oysa bu santraller bugün İsviçre elektriğinin yaklaşık yüzde 30’unu, kış aylarında ise yüzde 40’a kadar çıkan bölümünü sağlıyor.
Yasak geri mi alınacak?
Federal Konsey, 13 Ağustos 2025’te Blackout Girişimi’ne dolaylı karşı önerisini sundu. Mart ayında da Ständerat bu çizgiye ilk onayı verdi. Enerji Bakanı Albert Rösti, 2017’den bu yana şartların değiştiğini savunuyor. Buna göre İsviçre, 2023 tarihli iklim ve yenilik yasasıyla 2050’ye kadar fosil enerjiden çıkış hedefi koydu. Ancak yenilenebilir enerji yatırımları planlanandan daha yavaş ve daha pahalı ilerliyor. Bu nedenle Bern yönetimi, yeni santral inşasına hemen karar vermekten çok, bu seçeneği masada tutmak istiyor. Muhalefet partileri ise referanduma gitme niyetini açıkladı. Bu yüzden 2026 ya da 2027’de yeni bir halk oylaması ihtimali güçlenmiş durumda.
Yenilenebilirlerde hedef büyük, tempo yavaş
İsviçre’nin 2050 enerji stratejisi yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Ancak bu planın tutması için güneş enerjisinin yüzde 680, rüzgârın ise yüzde 1250 artırılması gerekiyor. Bugünkü hızla bunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz. ETH’nin Sweet Edge çalışmasına göre, İsviçre’nin büyük ölçekli yenilenebilir enerji projelerine yaptığı yatırımların yalnızca yüzde 1’i ülkede kalıyor. Geri kalan para Almanya, Fransa ve İtalya’ya gidiyor. Bu da enerji dönüşümünün yalnızca teknik bir mesele olmadığını, finans ve izin süreçlerinin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Çalışmanın ortak yazarlarından Bjarne Steffen, “Böylece İsviçre, enerji dönüşümüne kendi içinde değil yurt dışında katkı sunuyor” dedi. Haberde, bunun nedenleri arasında karmaşık izin süreçleri ile yerel itirazların öne çıktığı belirtildi. Vaud kantonundaki Bel Coster rüzgâr projesine karşı açılan dava da bu tıkanmanın örneklerinden biri olarak gösterildi.
Hidroelektrikte de işler yavaş
Ülkenin en güçlü yerli kaynaklarından biri olan hidroelektrikte de ilerleme sınırlı kaldı. Ulusal önemde sayılan 16 hidroelektrik projesinin 2040’a kadar kış arzını güçlendirmesi ve 2 teravatsaat ek mevsimsel depolama üretmesi planlanıyordu. Ancak itirazlar ve gecikmeler nedeniyle 2040’a kadar ancak yaklaşık 1,1 teravatsaatlik bölümün, projeler tamamen bittiğinde ise 1,5 teravatsaatlik kısmın gerçekleşebileceği bildirildi. Elektrik şirketleri birliği de, yenilenebilir hedefler tutsa bile kış aylarında ek üretime ihtiyaç duyulacağını söylüyor.
Masadaki üç seçenek
Rösti’ye göre kış açığını kapatmak için üç seçenek var: gaz santralleri, ithalat ve nükleer teknoloji. Ancak gaz santralleri, fosil enerjiden çıkış hedefi nedeniyle kalıcı çözüm olarak görülmüyor. Daha fazla ithalat ise hem siyasi olarak tartışmalı hem de kırılgan. Çünkü İsviçreliler Haziran 2024’te kabul edilen elektrik yasasıyla kış ithalatını 5 teravatsaatle sınırlamıştı. Ayrıca İsviçre’nin AB elektrik piyasasına erişimi de henüz onaylanmamış elektrik anlaşmasına bağlı. 2025 verilerine bakıldığında, Fransa dışındaki komşu ülkelerin de ithalata ihtiyaç duyduğu görülüyor. Fransa ise yaklaşık 93 teravatsaatle Avrupa’nın açık ara en büyük elektrik ihracatçısı olmayı sürdürüyor.
İki farklı senaryo
Axpo’nun bu hafta sunduğu iki senaryo da tartışmayı daha görünür hâle getirdi. İlk senaryoda İsviçre yenilenebilir enerjiye daha sert biçimde yükleniyor. Ancak yalnızca rüzgâr ve güneşin yetmeyeceği, rüzgârsız ya da sisli günlerde üretim için 2035’ten itibaren üç ya da dört büyük gaz santraline ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. İkinci senaryo ise nükleerden çıkışın yeniden gözden geçirilmesini öngörüyor. Buna göre mevcut santraller daha uzun süre çalışacak ve 2045’e kadar yenileri yapılabilecek. Bu yolun daha ucuz göründüğü, ancak yüksek mali risk taşıdığı vurgulanıyor. Leibstadt gücünde tek bir yeni santralin 8,6 ile 12,5 milyar İsviçre frangı arasında mal olabileceği hesaplanıyor.
Tartışma sadece teknoloji tartışması değil
İsviçre’deki bu dosya, yalnızca “Nükleer mi yenilenebilir mi?” sorusundan ibaret değil. Asıl mesele, nasıl bir enerji düzeni kurulacağı. Bir yanda büyük ve merkezi santraller var. Diğer yanda yavaş ilerleyen ama daha dağınık ve yerel üretim imkânı sunan yenilenebilir projeler bulunuyor. Şimdilik görünen şey şu; talep artarken, eski santraller kapanırken ve ithalatın güvencesi azalırken, sistem yeniden büyük altyapı çözümlerine dönme eğilimi gösteriyor. Bu dönüşün ekonomik riskini, çevresel yükünü ve siyasal sonucunu ise yine toplumun tamamı taşımak zorunda kalacak.
Geri Dön 29 Mart 2026 Pazar Önceki Yazılar