AVRUPADAN Youtube Video
Kadınlar 9 Mart’ta küresel grev çağrısıyla işi bırakacak
Berlin’de doğan “Enough! Genug!” inisiyatifi, 9 Mart’ta kadınları ücretli ve ücretsiz tüm işleri durdurmaya çağırdı. Amaç, eşitsizliği ve erkek şiddetini görünür kılmak.
Berlin merkezli “Enough! Genug!” inisiyatifi, 9 Mart Pazartesi günü için küresel kadın grevi çağrısı yaptı. Girişim, kadınlardan yalnızca iş yerlerindeki emeklerini değil, ev içi işlerini, bakım yükümlülüklerini ve gündelik hayatta üstlendikleri görünmeyen işleri de bir günlüğüne durdurmalarını istedi.
Çağrının merkezinde, kadınların hâlâ şiddet, düşük ücret, ücretsiz bakım emeği ve karar alma mekanizmalarından dışlanma gibi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgusu yer aldı. İnisiyatif, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü 9 Mart’a taşan bir grevle büyütmek istiyor.
“Kazanılmış haklarda geri gidiş var”
Tagesspiegel’ın haberine göre; grev gününün organizatörleri arasında yer alan Berlin Eyalet Kadın Konseyi Genel Müdürü Marie-Florence Mahwera, kadınların yıllar içinde elde ettiği kazanımlarda geriye gidiş yaşandığını söyledi. Mahwera, kadınların karar masalarında daha fazla yer almasının toplumsal bakışı değiştirdiğini vurguladı.
Kadınların deneyimlerinin erkeklerle aynı görülmediğini belirten Mahwera, bu nedenle eşitlik mücadelesinin yalnızca temsil meselesi olmadığını, hayatın her alanına yayıldığını dile getirdi.
Şiddet hâlâ en ağır başlıklardan biri
9 Mart çağrısının en önemli başlıklarından biri kadınlara yönelik şiddet oldu. Avrupa Birliği’nde yaklaşık her üç kadından biri yaşamı boyunca fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor.
Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ekonomik boyutu da dikkat çekiyor. Avrupa Eşitlik Enstitüsü’nün 2021 tarihli hesaplamasına göre bu şiddetin Avrupa Birliği’ne yıllık maliyeti 366 milyar avro. Almanya’da partner şiddeti ve cinsel şiddetin toplumsal sonuçları ise yılda yaklaşık 54 milyar avroya ulaşıyor. Bu tutar günde 148 milyon avroya denk geliyor. Hesaplamaya sağlık sistemi, polis, yargı ve iş gücü kaybı da dâhil.
Her kadın kendi koşuluna göre katılabilecek
Organizatörler, her kadının greve kendi imkânına göre katılabileceğini belirtti. Buna göre kadınlar yıllık izin kullanabilecek, öğle arasını uzatabilecek, alışveriş yapmayabilecek ya da kamusal alanda ses çıkararak itirazını görünür kılabilecek.
Çağrının temel amacı, kadınların gündelik hayattan bir günlüğüne çekilmesinin bile toplumsal düzeni nasıl etkilediğini göstermek. Berlin’deki organizatörler, New York ve Buenos Aires başta olmak üzere birçok kentte de benzer eylemler yapılacağını duyurdu.
Berlin’de ana buluşma Brandenburg Kapısı’nda
Berlin’de 9 Mart boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenecek. En büyük buluşma Brandenburg Kapısı’nda yapılacak. Sabah 10.00’dan akşam 18.00’e kadar sürecek etkinlikte kadınların bir araya gelmesi, oturması, dans etmesi, bağırması ve piknik yapması planlanıyor. Pariser Platz yakınındaki Sanat Akademisi’nde de atölyeler düzenlenecek.
Alexanderplatz’daki Dünya Saati önünde ise 'Kırmızı Çığlık' başlıklı bir flash mob yapılacak. Kadınlar burada “Neyden bıktın?” sorusuna yüksek sesle yanıt verecek.
Grev, patriyarkaya karşı en güçlü şiddetsiz araç olarak görülüyor
İnisiyatif, kadın haklarının dünyanın birçok yerinde baskı altında olduğunu belirterek çağrıyı küresel ölçekte örgütledi. Grev, kadınlar için kapitalizme ve patriyarkaya karşı en güçlü şiddetsiz araçlardan biri olarak tanımlanıyor.
Bu yaklaşım, kadın emeğinin yalnızca iş yerlerinde değil, evde, okulda, bakım alanında ve gündelik hayatın her aşamasında düzeni ayakta tuttuğu fikrine dayanıyor. Bir günlük duruş bile bu emeğin ne kadar belirleyici olduğunu ortaya koymayı hedefliyor.
İzlanda örneği hâlâ yol gösteriyor
9 Mart çağrısının en önemli ilham kaynaklarından biri, 1975’te İzlanda’da düzenlenen tarihî kadın eylemi oldu. O dönemde kadınlar “grev” kelimesinin yaratacağı siyasî gerilimden kaçınmak için eylemi “Kadınlar için izin günü” diye adlandırdı. Ancak fiilen ücretli iş, ev işi ve bakım emeği topluca bırakıldı.
Ekim 1975’te İzlandalı kadınların yaklaşık yüzde 90’ı yemek yapmayı, temizlik yapmayı, çocuk bakımını ve işlerini durdurdu. Kadınlar meydanlarda toplandı, yürüyüşler düzenledi ve konuşmalar yaptı. Eylem, ülke ekonomisini ciddi biçimde etkiledi ve kadın emeğinin vazgeçilmezliğini görünür kıldı.
Bu çıkış, İzlanda’da kadın hareketinin dönüm noktalarından biri oldu. 1980’de Vigdís Finnbogadóttir, demokratik yollarla seçilen ilk kadın devlet başkanı olarak tarihe geçti. Bugün de ülkede hükûmetten üniversiteye, kiliseden polise kadar birçok üst görev kadınlar tarafından yürütülüyor.
İspanya’da milyonlar sokağa çıkmıştı
Kadın grevinin en dikkat çekici örneklerinden biri 2018’de İspanya’da yaşandı. Çok sayıda feminist örgüt ve ülkenin büyük sendikaları, “Biz durursak dünya durur” sloganıyla 8 Mart’ta iş bırakma çağrısı yaptı. Madrid ve Barselona belediye başkanları da bu çağrıya destek verdi.
Sendikalara göre eyleme 5 milyondan fazla kadın katıldı. Bu rakam bağımsız biçimde doğrulanamasa da eylemin etkisi ülke genelinde hissedildi. Yollar kapatıldı, okullarda ve üniversitelerde nöbetler tutuldu, meydanlar doldu.
İspanya’daki bu kitlesel katılım, kadın hareketinin yıllara yayılan toplumsal desteğiyle ilişkilendirildi. Grev, daha sonraki yıllarda da 8 Mart’ın ülkede kitlesel biçimde sahiplenilmesine zemin hazırladı.
Amaç bir günü değil, düzeni tartışmaya açmak
9 Mart çağrısı, yalnızca sembolik bir iş bırakma eylemi olarak görülmüyor. Asıl amaç, kadınların ücretli ve ücretsiz emeği olmadan toplumsal hayatın sürdürülemeyeceğini görünür kılmak.
Grev çağrısı, şiddete, eşitsizliğe, düşük ücretlere, bakım yükünün kadınların omuzlarına yıkılmasına ve siyasal dışlanmaya karşı toplu bir itiraz olarak öne çıkıyor. Berlin’de başlayan bu çağrı, 9 Mart’ta dünyanın farklı kentlerinde kadınların ortak sesi olmaya hazırlanıyor.
Geri Dön 08 Mart 2026 Pazar Önceki Yazılar