AVRUPADAN Youtube Video
Vergi reformu ve 1.000 avroluk prim paketinde kim, ne kazanacak?
Almanya’da vergi indirimi ve bin avroluk vergisiz prim aynı anda gündemde. Taslaklar, çalışanların aylık net gelirini artırmayı ve düşük gelirlileri enerji yüküne karşı korumayı hedefliyor.
Almanya’da çalışanların eline daha fazla net para geçirmeyi hedefleyen iki ayrı düzenleme aynı anda tartışılıyor. Biri CDU/CSU’nun hazırladığı kapsamlı vergi reformu taslağı. Diğeri ise CDU/CSU ile SPD’nin üzerinde çalıştığı, bin avroya kadar vergisiz destek priminin kapsamını genişleten düzenleme.
Bild’in aktardığına göre, CDU’lu Yannick Bury ile CSU’lu Florian Dorn’un Alman Vergi Mükellefleri Birliği ile birlikte hazırladığı vergi planı, toplamda 30 milyar avroya varan bir rahatlama öngörüyor. Welt’in haberinde yer alan ayrı taslak ise işverenlerin vereceği bin avroya kadar vergisiz destek priminden, çalıştığı hâlde geliri yetmeyen ve devletten ek yardım alan kişilerin de yararlanmasını amaçlıyor.
Vergi reformunda neler değişecek?
Taslağın merkezinde, yetişkin başına uygulanan vergi muafiyetinin en az 1.000 avro artırılması var. Bu gerçekleşirse maaşın ya da emekli gelirinin daha büyük bir bölümü vergiden muaf tutulacak.
Planın bir başka ayağı da yüzde 42’lik üst gelir vergisi dilimi. Buna göre bu oran artık yıllık 70 bin avrodan değil, 85 bin avrodan itibaren uygulanacak. Dayanışma vergisinin tamamen kaldırılması da öneriler arasında yer alıyor.
Buna karşılık çok yüksek gelir grubuna dönük verginin artırılması planlanıyor. Şu anda yüzde 45 olan oranın yüzde 47,5’e çıkarılması ve bu artışın yaklaşık 278 bin avro yerine 210 bin avroluk vergilendirilebilir yıllık gelirden itibaren başlaması öngörülüyor.
Handelsblatt’a konuşan Bury ve Dorn, reformun bütün gelir gruplarını kapsadığını, ancak küçük ve orta gelirli kesimde göreli rahatlamanın daha yüksek olacağını söyledi.
Aylık net gelirde artış ne kadar olacak?
Bild’in yayımladığı ve Alman Vergi Mükellefleri Birliği’ne bağlı DSi verilerine dayandırdığı tablo, reformun maaşlara olası etkisini de ortaya koyuyor.
Aylık brüt geliri 2 bin avro olan bekâr bir çalışanın elinde ay sonunda 18,58 avro daha fazla kalması bekleniyor. Aynı gelir düzeyinde bir çocuklu yalnız ebeveyn için artış 12,42 avro olarak hesaplanıyor.
Aylık brüt gelir 3 bin avroya çıktığında bekâr bir çalışan için aylık artış 27,75 avroya ulaşıyor. İki çocuklu, tek gelirli bir çift için bu rakam 24,83 avro, bir çocuklu yalnız ebeveyn için ise 25,42 avro oluyor.
5 bin avro brüt gelirde bekâr bir kişi için aylık artış 53 avro olarak hesaplanıyor. Aynı gelir düzeyinde iki çocuklu tek gelirli çift için artış 51 avro, bir çocuklu yalnız ebeveyn için ise 46 avro düzeyinde kalıyor.
Tablo, gelir yükseldikçe farkın büyüdüğünü gösteriyor. Aylık brüt geliri 8 bin avro olan bekâr bir kişi için artış 149,19 avroya çıkıyor. 10 bin avro brüt geliri olan bekâr bir çalışan için ise aylık ek net kazanç 246,97 avroya kadar yükseliyor. Aynı gelir düzeyinde iki çocuklu tek gelirli çift için artış 95,33 avro, bir çocuklu yalnız ebeveyn için ise 193,59 avro olarak hesaplanıyor.
Bu tablo, reformun yalnızca düşük gelirlilere değil, orta ve yüksek gelir gruplarına da doğrudan etki edeceğini gösteriyor. SPD de buna itiraz ediyor.
Bin avroluk primde kapsam genişliyor
Vergi indirimi planı tartışılırken, çalışanlara verilecek bin avroya kadar vergisiz destek primi için de yeni bir adım atılıyor. Welt’in aktardığına göre, bu ödeme yalnızca düzenli çalışanlara değil, çalıştığı hâlde geliri geçinmeye yetmediği için devletten ek destek alan kişilere de verilebilecek.
Hazırlanan taslakta, işverenlerin maaşa ek olarak vereceği bin avroya kadar olan desteğin, Sosyal Kanun’un ikinci kitabı kapsamındaki yardımlarda gelir sayılmayacağı belirtiliyor. Bu da temel geçim desteği alan bir çalışanın hem maaşını hem sosyal yardımını hem de bu primi aynı anda alabileceği anlamına geliyor.
Koalisyon ortakları, desteğin sosyal yardım alan çalışanların cebine eksiksiz biçimde girmesini hedefliyor.
En çok kimler yararlanacak?
Bu düzenlemeden en çok, Almanya’da ek destek alan çalışanlar olarak bilinen Aufstocker grubunun yararlanması bekleniyor. Bu kişiler çalışıyor ancak kazançları yaşam giderlerini karşılamaya yetmediği için devletten ek yardım alıyor.
Geçen yıl bu durumda yaklaşık 810 bin kişinin bulunduğu belirtiliyor. Bu grubun büyük bölümünü düşük ücretli ya da yarı zamanlı çalışanlar oluşturuyor. Devletin bu kişiler için yılda yaklaşık 7 milyar avro harcadığı ifade ediliyor.
Taslak kabul edilirse, bu çalışanlar maaşlarını ve sosyal yardımlarını almaya devam edecek. Buna ek olarak işverenin verdiği bin avroya kadar vergisiz primi de kesinti olmadan alabilecek.
Prim neden gündemde?
Bin avroluk primin temel gerekçesi, son dönemde artan enerji giderleri. Özellikle benzin ve motorin fiyatlarındaki yükselişin düşük ve orta gelirli haneler üzerinde daha ağır bir baskı yarattığı belirtiliyor.
Temmuzdan itibaren yürürlüğe girmesi planlanan yeni temel geçim desteği sisteminde kira, aidat ve ısınma giderleri belirli ölçüde karşılanıyor. Ancak elektrik faturası ile otomobil kullanımına ilişkin giderler kişilerin kendi bütçesinden çıkıyor. Destek priminin de tam bu noktada, özellikle enerji ve akaryakıt masrafları nedeniyle zorlanan çalışanlara bir nefes aldırması amaçlanıyor.
Siyasette görüş ayrılığı büyüyor
CDU Genel Sekreteri Carsten Linnemann, Bild’e yaptığı değerlendirmede, “Bu reform, mevcut vergi tartışmasında bir dönüm noktası olur. Almanya’da işlerin daha iyiye gittiğini gösteren tam da doğru mesaj olur” dedi.
CDU’lu maliye uzmanı Fritz Güntzler de Maliye Bakanı Lars Klingbeil’e çağrı yaparak kendi vergi planını bir an önce açıklamasını istedi. Klingbeil ise Bild’e, parlamentodan gelen önerileri yorumlamayacakları mesajını verdi.
SPD cephesi ise özellikle yüksek gelir gruplarına sağlanacak rahatlamaya itiraz ediyor. SPD Meclis Grup Başkanvekili Wiebke Esdar, “Bu adil değil ve hedefi ıskalıyor” diyerek taslağa karşı çıktı.
Asıl kavga şimdi başlayacak
Şimdilik ne vergi reformu ne de 1.000 avroluk destek primi kesinleşmiş durumda. Ancak masadaki iki taslak da Almanya’da önümüzdeki dönemin en sert başlıklarından birinin vergi yükü, enerji giderleri ve düşük gelirli çalışanların korunması olacağını gösteriyor.
Önümüzdeki günlerde asıl tartışma, bu düzenlemelerin düşük ve orta gelirli kesime gerçekten ne kadar rahatlama sağlayacağı ve oluşacak maliyetin bütçede nasıl karşılanacağı sorusu etrafında şekillenecek.
Geri Dön 23 Nisan 2026 Perşembe Önceki Yazılar