AVRUPADAN Youtube Video
Almanya’da ‘göçte dönüş’ tartışması
İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt sınır kontrollerini ‘göçte dönüş’ olarak savunuyor. Ancak uzmanlara göre düşüşte dış etkenlerin payı büyük.
Almanya’da CDU, CSU ve SPD’den oluşan siyah-kırmızı koalisyon bir yılını geride bırakırken, göç politikası hükûmetin en tartışmalı başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. CDU/CSU, seçim kampanyasında daha sert bir göç politikası vaat etmişti. SPD ise bu alanı büyük ölçüde koalisyon ortağına bıraktı.
ARD-Hauptstadtstudio’nun haberine göre Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, göreve geldiği ilk günden bu yana bu politikayı ‘göçte dönüş’ olarak tanımlıyor. CSU’lu Bakan, göreve başlar başlamaz Almanya’nın tüm sınırlarındaki kontrollerin sıkılaştırılacağını açıklamıştı.
Bu kontroller, Dobrindt’ten önce SPD’li İçişleri Bakanı Nancy Faeser döneminde, 2024 yazında başlatılmıştı.
Sığınma başvurusu yapanlar da geri çevriliyor
Dobrindt’in asıl değiştirdiği nokta, Federal Polis’in artık sınırda sığınma başvurusu yapmak isteyen bazı kişileri de geri çevirmesi oldu. Bakanın göreve başlamasından Nisan 2026 sonuna kadar yaklaşık 1.340 sığınmacı sınırdan çevrildi.
Bu uygulamanın hukuken ancak devletin aşırı yük altında olduğu durumlarda mümkün olduğu belirtiliyor. Bu nedenle düzenleme başından beri tartışmalı. Berlin İdare Mahkemesi de geçen yaz bu konuda şüpheleri doğrulayan bir karar vermişti.
Dobrindt ise kararı ‘tekil vaka’ olarak değerlendirdi ve uygulamayı sürdürdü.
Geri çevirmelerde büyük değişim yok
Faeser döneminde de sınırda geri çevirmeler yapılıyordu. Ancak o dönemde bu uygulama, yalnızca Almanya’ya giriş hakkı bulunmayan ve sığınma başvurusu yapmayan kişiler için geçerliydi.
Dobrindt döneminde toplam geri çevirme sayılarında büyük bir değişiklik görülmedi. Aylık rakamlar ortalama 2 bin ile 3 binin biraz üzerinde seyretti.
Geri çevrilen bazı kişilerin daha sonra yeniden giriş denemesinde bulunduğu da kayıtlara geçti. Federal Polis verilerine göre Mayıs-Aralık 2025 arasında yaklaşık 1.500 kişi ikinci kez geri çevrildi. 2026’nın mart sonuna kadar bu sayı yaklaşık 300 oldu.
Kontrollerin etkisi tartışmalı
Sınır kontrollerinin gerçekten ne kadar etkili olduğu ise belirsiz. Alman Dış Politika Topluluğu’ndan göç araştırmacısı Victoria Rietig, bu etkinin bilimsel olarak kanıtlanmasının zor olduğunu söyledi.
Rietig, rakamlar yükseldiğinde bunun ‘gizli alan aydınlatılıyor’ diye yorumlandığını, düştüğünde ‘caydırıcılık işe yarıyor’ dendiğini, sabit kaldığında ise ‘durum istikrara kavuştu’ sonucunun çıkarıldığını belirtti.
Rietig bu yaklaşımı, “Bilimsel olarak tam bir saçmalık, ama siyasi olarak dahiyane” sözleriyle eleştirdi.
Mahkemelerden hukuki uyarılar
Sınır kontrollerine yönelik hukuki itirazlar da sürüyor. Koblenz İdare Mahkemesi, nisan sonunda Lüksemburg sınırındaki bir kontrolü hukuka aykırı buldu. Mahkeme, hükûmetin yüksek düzensiz göç nedeniyle makamların aşırı yüklendiğini yeterince gerekçelendirmediğine hükmetti.
Karar henüz kesinleşmedi. Ancak daha önce Avusturya sınırındaki kontroller hakkında verilen kararlarla aynı çizgide değerlendiriliyor. İçişleri Bakanlığı karara itiraz edeceğini açıkladı ve bunu da ‘tekil vaka’ olarak nitelendirdi.
Federal Polis Sorumlusu Uli Grötsch ise hükûmetin mahkeme kararlarını daha ciddiye alması gerektiğini söyledi. SPD’li Grötsch, kontrollerin hukuka uygun biçimde nasıl düzenleneceğinin açıkça tartışılması gerektiğini belirtti.
Dobrindt geri adım atmıyor
İçişleri Bakanı Dobrindt ise sınır kontrollerini sürdürmekte kararlı. ARD’nin Bericht aus Berlin programında konuşan Bakan, Avrupa’daki göç sistemi işler hâle gelmeden kontrollerin kaldırılmasının mümkün olmadığını söyledi.
Dobrindt, sınır kontrollerinden ne zaman vazgeçileceğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtti.
Almanya’nın sınır kontrollerini her altı ayda bir AB’ye bildirmesi gerekiyor. Bir sonraki uzatma eylül ayında gündeme gelecek. Hükûmet bu süreçte, Schengen kurallarına rağmen kontrollerin neden gerekli olduğunu ve kamu düzeni ile güvenliğin neden risk altında olduğunu AB Komisyonu’na açıklamak zorunda.
Sayılar düştü, tartışma bitmedi
Almanya’da sığınma başvurularında belirgin düşüş var. 2023’te 350 bin olan başvuru sayısı, 2024’te 250 bine, geçen yıl ise 170 bine indi.
Başbakan Friedrich Merz de kısa süre önce göç rakamlarının çok açık biçimde düştüğünü ve sorunun büyük bölümlerinin çözüldüğünü söyledi.
Ancak bu düşüşün ne kadarının mevcut hükûmetin politikalarından kaynaklandığı tartışmalı. Göç araştırmacısı Rietig’e göre bazı kararların doğrudan etkisi oldu. Aile birleşiminin sınırlandırılması ve bazı kabul programlarının durdurulması, Almanya’ya gelen kişi sayısını azalttı.
Buna rağmen Rietig, büyük düşüşün yalnızca hükûmet politikalarıyla açıklanamayacağını belirtti. Suriye’de iç savaşın sona ermesi gibi dış etkenlerin de belirleyici olduğunu söyledi.
Rietig, Merz hükûmetinin bu tabloyu kendi göçte dönüş başarısı gibi sunmasını ‘etkileyici bir halkla ilişkiler başarısı’ olarak nitelendirdi.
Sınır dışı sayısında artış yok
Sınır dışı işlemlerinde ise büyük bir değişim görülmedi. Sol Parti’nin soru önergesine verilen yanıta göre 2026’nın ilk çeyreğinde 4 bin 807 kişi Almanya’dan sınır dışı edildi.
2025’in aynı döneminde, yani Olaf Scholz’un trafik ışığı koalisyonu döneminde bu sayı 6 bin 151’di.
Dobrindt ise özellikle Suriye’ye yeniden suçlu kişilerin sınır dışı edilmesini kendi başarısı olarak görüyor. Afganistan’a sınır dışılar ise trafik ışığı koalisyonu döneminde, Ağustos 2024’te yeniden başlamıştı.
Dobrindt ayrıca Taliban ile düzenli sınır dışı işlemlerine imkân veren bir anlaşma yaptı. Son 12 ayda toplam 138 erkek Afganistan’a gönderildi. Buna karşılık Taliban’ın iki diplomatı Almanya’ya göndermesine izin verildi.
İçişleri Bakanı aynı dönemde Afganistan’dan koruma bekleyen yüzlerce kişiye verilen kabul sözünü de geri çekti.
Geri Dön 04 Mayıs 2026 Pazartesi Önceki Yazılar