AVRUPADAN Youtube Video
Canal+’tan imzacılara rest
Fransız sinemasının en büyük finansörlerinden Canal+, aşırı sağcı Vincent Bolloré’ye karşı bildiri imzalayan 600 sektör çalışanıyla çalışmayacağını duyurdu.
Fransa’da sinema dünyası ile Canal+ grubu arasında büyük bir kriz çıktı. Fransız sinemasının en önemli finansörlerinden Canal+’ın Üst Yöneticisi Maxime Saada, şirketin sahibi Vincent Bolloré’ye karşı yayımlanan bildiriyi imzalayan yaklaşık 600 sektör çalışanıyla artık çalışmak istemediklerini söyledi.
Açıklama, Cannes Film Festivali sırasında geldi. Bu nedenle kararın yalnızca Fransa’da değil, Avrupa sinema sektöründe de geniş yankı uyandırması bekleniyor.
“Artık onlarla çalışmak istemiyorum”
Maxime Saada, Cannes’da yaptığı açıklamada, bildiriyi Canal+ ekiplerine karşı haksızlık olarak gördüğünü söyledi. Saada, Canal+ çalışanlarının kanalın bağımsızlığını ve yayın tercihlerindeki çeşitliliği savunduğunu belirtti.
Saada, tepkisini “Bu bildiriyi imzalayan insanlarla artık çalışmayacağım ve Canal+’ın da çalışmasını istemiyorum” sözleriyle dile getirdi.
Bildiride Bolloré etkisi eleştirilmişti
Söz konusu bildiri, sinema sektöründe ‘aşırı sağın artan etkisine’ karşı harekete geçme çağrısı yapıyordu. Bildiride bu etkinin, muhafazakâr milyarder Vincent Bolloré ve Canal+ grubu üzerinden güçlendiği savunulmuştu.
İmzacılar arasında Fransız oyuncu Juliette Binoche da yer aldı. Ayrıca 2023’te Oscar kazanan Anatomy of a Fall filminin senaristlerinden yönetmen Arthur Harari de bildiriyi imzalayan isimler arasındaydı.
Harari, bu yıl Cannes ana yarışmasında The Unknown adlı filmiyle yer alıyor. Nazi işgali döneminde Fransa’daki iş birliğini konu alan A Man Of His Time filmiyle Cannes’da yarışan Emmanuel Marre de bildirinin imzacıları arasında bulunuyor.
Cannes’da Canal+ logosu yuhalandı
Canal+ çevresindeki tartışma, Cannes’da bazı gösterimlere de yansıdı. Bu yıl festivalde bazı filmlerden önce Canal+ logosu ekrana geldiğinde izleyicilerden yuhalama sesleri yükseldi.
Bu durum, Bolloré’nin Fransa’daki kültür ve medya alanında ne kadar bölücü bir figür hâline geldiğini gösteren işaretlerden biri olarak yorumlandı.
Medya ve yayıncılıkta da gerilim var
Tartışma yalnızca sinema sektörüyle sınırlı değil. Bolloré’nin kontrol ettiği medya ve yayıncılık kuruluşlarında da benzer gerilimler yaşanıyor.
Geçen ay, Bolloré’ye ait Grasset yayınevinde 100’den fazla yazar, uzun süredir görev yapan genel müdürün görevden alınmasının ardından yayınevinden ayrılacaklarını açıklamıştı.
Grasset, Fransız edebiyatının en önemli yayınevlerinden biri olarak biliniyor.
Bolloré’nin medya etkisi tartışılıyor
Vincent Bolloré, son yıllarda Fransız medya sektöründeki hızlı yayılımıyla dikkat çekiyor. Muhafazakâr çevreler, Bolloré’nin bu hamlelerini medyada uzun süredir var olduğunu düşündükleri sol eğilime karşı bir denge olarak görüyor.
Eleştirmenler ise Bolloré’nin televizyon kanallarından yayınevlerine kadar kontrol ettiği kurumları sağa ve aşırı sağa yakın bir çizgiye taşıdığını savunuyor.
Katolik kimliğiyle bilinen ve servetini lojistik sektöründe kazanan Bolloré, yorumcular tarafından sık sık medya patronu Rupert Murdoch’a benzetiliyor. Bolloré’ye ait CNews kanalı da ABD’deki Fox News’e benzerliğiyle anılıyor.
Canal+’ın son açıklaması, Fransız sinemasında finansman, ifade özgürlüğü ve medya sahipliği tartışmasını daha da büyütecek görünüyor.
Geri Dön 19 Mayıs 2026 Salı Önceki Yazılar