AVRUPADAN Youtube Video
Innsbruck’ta trans sağlığı merkezine yoğun başvuru
Avusturya’daki Transgender Center Innsbruck’ta 800 ila 900 kişi takip ediliyor. İlk görüşme sayısı 10 yılda neredeyse üç katına çıktı.
Avusturya’nın Innsbruck kentindeki Transgender Center, artan başvurular nedeniyle kapasite sınırına yaklaştı. ORF’nin haberine göre, merkezde şu anda 800 ila 900 kişi danışmanlık ve tedavi sürecinde takip ediliyor. Bu kişilerin yaklaşık üçte biri henüz 18 yaşın altında.
Merkeze yapılan ilk görüşme başvurularındaki artış dikkat çekiyor. Son 10 yılda ilk başvuru sayısı neredeyse üç katına çıktı. Destek almak isteyenler ise uzun bekleme süreleriyle karşılaşıyor. Klinik verilerine göre randevu bekleme süresi 12 aya kadar uzayabiliyor.
Avusturya dışından da başvuru var
Innsbruck’taki merkeze yalnızca Avusturya’dan değil, Almanya, Güney Tirol ve İsviçre’den de başvuru yapılıyor. Merkez, trans bireyler için önemli bir başvuru noktası olarak görülüyor.
Klinikte psikiyatriden plastik cerrahiye kadar 8 farklı uzmanlık alanı birlikte çalışıyor. Bu yapı, başvuran kişilerin hem psikolojik hem de tıbbi açıdan bütüncül biçimde değerlendirilmesini sağlıyor.
“Avusturya’da hizmet açığı var”
Transgender Center Innsbruck’un Direktörü Katharina Feil, artan başvuruların Avusturya’daki hizmet eksikliğini de gösterdiğini söyledi.
Feil, ORF’ye yaptığı açıklamada, “Bu durum Avusturya’da yaşadığımız hizmet sorununu çok açık biçimde gösteriyor” dedi.
Klinik, cinsiyet uyum sürecine yönelik tıbbi adımların ayrıntılı değerlendirme sonunda kararlaştırıldığını belirtiyor. Bu süreçte hormon tedavileri ya da ameliyatlar gündeme gelebiliyor.
Cinsiyet uyum ameliyatları yalnızca reşit kişiler için uygulanıyor. Geri döndürülebilir nitelikteki hormon baskılayıcı tedaviler ise çocukluk çağında da mümkün olabiliyor.
Feil’e göre klinikte takip edilen kişiler arasında tedaviden pişmanlık duyanların oranı yüzde 1 ila 3 arasında değişiyor.
Sosyal medya görünürlüğü artırdı
Feil, başvuru sayısındaki artışın nedenlerinden biri olarak sosyal medyayı gösterdi. Sosyal medyanın bu konuyu daha görünür hâle getirdiğini belirten Feil, insanların kendi kimlikleri üzerine düşünmeye daha fazla cesaret ettiğini söyledi.
Feil, ORF’ye yaptığı açıklamada, “Sosyal medya daha fazla açıklık sağlıyor ve insanların kimlikleri üzerine düşünmeye cesaret etmesine yol açıyor” dedi.
Feil’e göre birçok kişi, daha önce kendisine itiraf edemediği bir farklılığı zamanla fark ediyor.
“Ağır psikolojik yük yaratabiliyor”
Uzmanlara göre bu süreç, birçok kişi için ciddi psikolojik yük anlamına geliyor. Cinsiyet kimliğiyle ilgili zorlanma yaşayan kişilerde depresyon ve intihar düşüncesi oranlarının yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.
Feil, “Bu kişilerde depresyon ve intihar düşüncesi oranı yüksek. Bu, kimsenin hafife alarak seçtiği bir şey değil” dedi.
Aile desteği kritik önemde
Merkez, özellikle ailelerin ve yakın çevrenin tutumunun belirleyici olduğunu vurguluyor. Uzmanlara göre çocukların ya da gençlerin cinsiyet kimliğiyle ilgili sorularına açık ve destekleyici yaklaşmak gerekiyor.
Feil, ailelere şu çağrıyı yaptı:
Bir çocuk kendini ifade ettiğinde ve cinsiyet kimliğiyle ilgili soru sorduğunda, ebeveynler açık ve destekleyici tepki vermeli. Açık iletişim ve uzman desteği aramak belirleyicidir.
Uzmanlar, artan başvuruların trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişiminde daha güçlü ve yaygın bir yapıya ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirtiyor.
Geri Dön 04 Haziran 2026 Perşembe Önceki Yazılar