AVRUPADAN Youtube Video
Sellner mahkemeyi kazandı: Kimlikçi Hareket artık parti oldu
Avusturyalı aşırı sağcı Sellner'e uygulanan bölge yasağı mahkemece iptal edildi. Kimlikçi Hareket ise yasaklanmayı zorlaştırmak için parti yapısına geçti.
Aşırı sağcı Kimlikçi Hareket'in (Identitäre Bewegung) ideologlarından Avusturyalı Martin Sellner, Almanya'da bir mahkeme zaferinin ardından yeniden gündemde. Aynı dönemde hareket, yasaklanmayı zorlaştırmak amacıyla kendini parti olarak yeniden yapılandırdı.
Bölge yasağı hukuka aykırı bulundu
Karlsruhe İdare Mahkemesi, Neulingen belediyesinin Ağustos 2024'te Sellner'in bir kitap okuması etkinliğini engellemek için uyguladığı bölge yasağını hukuka aykırı buldu. Belediye, Sellner'in anayasaya aykırı görüşleri ve geniş kitlelere ulaşma kapasitesi nedeniyle demokratik düzen için tehlike oluşturduğunu savunmuştu. Etkinlikte halkı kışkırtma gibi suçların işlenebileceğini öne sürmüştü.
Ancak mahkeme, belediyenin Sellner'in gerçekten suç işleyeceğine dair somut kanıt sunamadığına hükmetti. Böyle bir ihtimalin olası görülmesinin, anayasanın güvence altına aldığı ifade özgürlüğü karşısında polis yasasına dayanarak yasak koymak için yeterli olmadığını belirtti. Karar henüz kesinleşmedi.
Neulingen Belediye Başkanı Michael Schmidt, karara üzüntüyle yaklaştıklarını belirterek "Sellner'e insanlık karşıtı ve anayasa düşmanı görüşleri için sahne vermemek doğru bir karardı" dedi. Belediye, üst mahkemeye başvurup başvurmayacağını değerlendirecek.
Kimlikçi Hareket parti oldu
Bir diğer tehlikeli gelişmeyse Kimlikçi Hareket'in yapısal dönüşümü. Hareket artık dernek değil, parti statüsünde faaliyet gösteriyor. Yeni yapılanma Ekim 2024'te Chemnitz'de kuruldu ve Aralık 2025'te Federal Seçim Kurulu tarafından kayıt altına alındı.
Bunun stratejik bir nedeni var; Almanya'da bir partiyi yasaklamak, bir derneği yasaklamaktan çok daha zor. Anayasayı Koruma Teşkilatı, hareketi 2019'da ‘kesin aşırı sağcı’ olarak sınıflandırmıştı ve uzun süredir yasaklanması bekleniyordu.
Remigrasyon tartışması
Sellner, iki yıl önce araştırmacı gazetecilik platformu Correctiv'in ortaya çıkardığı Potsdam toplantısıyla gündeme oturmuştu. Bu toplantıda aşırı sağcı ‘remigrasyon’ (geriye göç) kavramının tartışıldığı öne sürülmüştü. Federal İdare Mahkemesi, Sellner'in bu kavramının anayasanın koruduğu insan onurunu ihlal ettiğine ve her vatandaşı eşit görmediğine hükmetmişti. Kavram, 2026 eyalet seçim kampanyasında önde gelen AfD politikacıları tarafından da kullanılmıştı.
Yeni partinin genel başkanı, Kimlikçi Hareket Almanya lideri Maximilian Märkl. Märkl'in aynı zamanda AfD üyesi olduğu Şubat ayında ortaya çıkmış, ardından AfD üyeliğinden istifa etmişti. Parti merkezi Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinin Salzkotten şehrinde bulunuyor.
Remigrasyon nedir?
Remigrasyon, göç araştırmalarında aslında ‘geriye göç’ anlamına gelen teknik bir terim. Ancak aşırı sağcı çevreler bu kavramı bambaşka bir anlama büründürdü. Aşırı sağcılar bu terimi kullandığında, yabancı kökenli çok sayıda insanın gerekirse zorla ülkeyi terk etmesi gerektiğini kastediyorlar.
Sellner'in remigrasyon kavramı üç hedef grubu tanımlıyor: sığınmacılar, oturma izni olan yabancılar ve ‘asimile olmamış’ Alman vatandaşları. Son grubu özel yasalar ve yoğun uyum baskısı yoluyla göçe zorlamayı öngörüyor. Federal İdare Mahkemesi, Sellner'in yalnızca yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesinden değil, doğuştan Alman vatandaşlığı taşıyanlar da dahil olmak üzere asimile olmamış vatandaşları da kapsayan çok daha geniş bir plan ortaya koyduğuna dikkat çekti ve kavramın anayasanın koruduğu insan onuruna aykırı olduğuna hükmetti.
Potsdam'da ne oldu?
25 Kasım 2023'te Potsdam yakınlarındaki bir villada, üst düzey AfD politikacıları, neo-Naziler ve varlıklı iş insanları gizli bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıya AfD, CDU ve muhafazakâr Değerler Birliği (Werteunion) üyeleri de katıldı. Katılımcılara gönderilen davetiyede bir ‘masterplan’ sunulacağı duyurulmuş ve 5 bin avroluk asgari bağış önerilmişti.
Sellner bu toplantıda ‘remigrasyon masterplanı’ adını verdiği kavramını sundu. Toplantı katılımcılarından Erik Ahrens, daha sonra noter huzurunda verdiği yeminli ifadede, toplantıda sunulan remigrasyon kavramının Alman vatandaşlarını da kapsayan ‘etnik temizlik veya sürgün’ anlamına geldiğini, bunun gönüllü ya da gönülsüz gerçekleştirilmesinin planlandığını doğruladı.
Correctiv'in Ocak 2024'te yayımladığı araştırma, Almanya'da büyük bir siyasi depreme yol açtı. Haberin ardından ülke genelinde yüz binlerce kişi aşırı sağcılığa karşı sokaklara döküldü ve AfD'nin yasaklanması tartışmaları yeniden alevlendi. Sellner'in kullandığı remigrasyon kavramı, gerçek niyetini yumuşak bir dille gizleme stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Terim, göç araştırmalarından ödünç alınmış olup sınır dışı etme veya sürgün gibi kavramlardan daha masum görünse de aslında aynı anlama geliyor.
Geri Dön 11 Mart 2026 Çarşamba Önceki Yazılar